Forum'a Hoşgeldiniz
Forumumuz; Düz Dünya ve Chemtrails savunucuları için kurulmuştur. Bu kapsam da kanıtlar, belgeler ve fikirler paylaşılmaktadır.
Kayıt Ol Forum Rehberi

Düz Dünya Serüvenim

Sezgin YILDIRIM

Bay
Moderatör
28 Şub 2018
157
13
26
Bursa
#1
Sizlerle bir şey paylaşmak istiyorum;

Bundan 3 sene önce, daha üniversiteye yeni başlamışken kulağıma "düz dünya" diye bir şey geldi. Zaten teorileri, onların üzerine konuşmayı, beyin fırtınası yapmayı çok severdim ve her ne kadar uçuk bir şey de olsa direk araştırmak istedim. Araştırmak istediğim şey düz dünyanin kendisi değildi, bu insanlarin, düz dünya fikrini ortaya atacak kadar ne düşündügünü, nasıl böyle bir kanıya vardığını, belki ilgi çekmek ,belki de bir şekilde para kazanmak, yada yeni bir internet espirisi bir meme (eglence amaçli hazirlanan yazili görseller, caps) oluşturmayı amaçladıklarını düşünerek, aslında neyin peşinde olduklarını araştırmak istemiştim. Uzun lafın kısası, düz dünyanın gerçek olduğunu düşündükleri bile aklımın ucundan geçmemişti.

Kısa bir araştırmanın sonucunda bu insanların ciddi olduklarını öğrendim ve şok oldum. Görünürde bir art niyet yoktu ancak bu insanlar aptal mıydı? O gün, cahil olmanın anlamını bilmiyordum, ve ben bu insanlara cahil deme hakkına sahip hissediyordum. Benim gözümde hepiniz cahildiniz, bir insanın böyle bir konuyu tartışmaya çalışması bile çok saçmaydı. Düşünmeden aptalca gülüp, Nasıl ya? dedim.

Gülüyordum, komiktiniz, belki onlar siz değildiniz ama, bu fikir, düz dünya mı? Hadi ordan. Bilgi birikimimin temel taşlarından biri olan "dünya yuvarlaktır ve güneşin etrafında döner" taşı çok sağlamdı, yerinden oynamazdı, eğer bu taşı yerinden oynatırsam bütün diğer taşları da yeniden inşaa etmem gerekirdi ve bu korkunç bir şeydi. Üzerine düşündükçe affallıyor, birşeyler yapmam gerektiğini hissediyordum. Ya bütün bildiğim şeyleri tek tek gözden geçirecek yada sadece aptalca gözüken, o mantıksız taşı uzaklara fırlatacaktım. Bende öyle yaptım. Hemen savunmaya geçtim ve araştırmaya başladım. Bu konuda birşeyler öğrenmeliydim ki inkâr etmesi kolay olsun. Birkaç kaynak buldum, ve içim rahatladı. Bunlar genellikle, düz dünya saçmalığı, aptalca fikirler, Galileo'nun kemikleri, gibi başlıklara sahipti ve düz dünya fikrini yerin dibine sokuyorlardı. Konu kapanmıştı, ben kazanmıştım. Sadece beş dakikalık bir araştırmayla bile çok rahatça inkâr edebilirdim. Eratostenes'in gölge deneyi, Galileo'nun dünyanın etrafında dönmesi, Ay tutulması, gemilerin ufuk çizgisinde yok olması, Koriyolis etkisi ve en önemlisi koskoca Nasa. Bakın, ne düz dünya kaldı ne de mantıksız sorular. Ancak bu bir tartışma değildi, bu inkârdı ve tek taraflıydı. Ben de bu fikre bir söz hakkının doğduğunu düşündüm ve düz dünyayı savunan kaynaklar aramaya başladım. Society mi? Toplum mu? Böyle bir siteye girerken biraz korktuğumu itiraf etmeliyim. Çok resmiydi ve bir kurum bir topluluk adı taşıyordu. Flat Earth Society... Hmm.

Çok geçmeden kendimi gülerken buldum. Tamam Nasa yalan söylüyor, evet birleşmiş milletlerin amblemi, evet ismini hiç duymadığım yabancı insanlar ve birkaç tarih tamam başka? "The Earth always accelerates upward at 1g" Ne? Dünya yukarıya 1g kuvvet ile fırlar mı? Tamam da bu yoğunluğu açıklamıyor. Yağın suyun üstüne çıkmasını, helyumun uçmasını açıklamıyor. Ne bu bir şaka mı ? Düz dünyanın kenarından düşersek ne olur peki? Karanlık enerjiye maaruz kalıp dünyanın yanında duruyormuşuz gibi bir ilizyon mu görürüz. Bütün bu zoraki cevaplar içimi rahatlatmıştı. Artık gönül rahatlığıyla konuyu kapatabilir mutlu yaşantıma üniversite hayatıma devam edebilirdim. Ve ne yazık ki öyle de yaptım.

Yanlış hatırlamıyorsam geçen sene yaz ayında bir videoya denk geldim. Şu an beni "sanırım olabilir" dedirten video. Eric Dubay adında bir kanalın nispeten yeni bir videosu. Eski videolarına baktım ve genellikle yoga, sağlıklı yaşam gibi içerikleri vardı. Bir kitap hazırlamış ve videosunda kitabından düz dünyanın kanıtları olabileceğini söylediği 200 madde vardı. Eski videolarını görüp "Sen ne bilirsin Allahın hippisi" diye söylerken bile utandığım bir cümle kurdum. Yoga videolarını bulamayabilirsiniz çünkü Youtube Eric'in kanalını yakın zamanda kapattı ve videoları yeniden yüklemek zorunda kaldı.

Bu videonun tamamını izledim, izlerken eskiden kullandığım savunma örneklerimin pek işe yaramadığını fark ettim. Bu videoyu ilk izlediğimde aklımdan, 200 kanıt mı? Çok zorlamışsın kendini, arasan 3 kanıt bulamazsın gibi bir düşünce geçiyordu. Ancak izledikçe o mantıksız düşünce bir anda güzel bir teoriye dönüştü. Herşey oturuyordu ve çoğu soru işaretim gitmişti. Hala bazı mantıksız gelen kanıt olarak gösterilen maddeler vardı ancak benim için önemli olan bunlar değildi, önemli olan artık düz dünya benim için mantıklı ve üzerine düşünülebilirdi.

Jiroskop, evet bu havalı bir isme sahip olan küçük alet benim kafamı çok karıştırdı. Diğer kanıtları es geçip zorlama yöntemlerle inkâr etsem de, jiroskopa bir kılıf uyduramıyordum. Çalıştırıldığı andan itibaren gösterdiği vektörel konumu sürekli koruyan bir oyuncak nasıl olur da benim için en önemli soru işaretlerinden biri olabilirdi?
Benim için düz dünyayı çürütmenin çok basit 2 yolu vardır. Birincisi; yuvarlak dünyada 70-80 derece kuzey enleminin etrafında tam tur atan bir uçak 70-80 derece güney enleminde bu turunu yakın bir zamanda tamamlayacaktır, eğer güney yarımkürede ki turunu çok daha uzun bir sürede tamamlarsa dünya düzdür. İkincisi ise uçaklarda kullanılan sanal ufuk, 3 boyutlu jiroskop sistemi. Dünyanın etrafında, gittiği mesafeye de bağlı olarak bir uçak burnunu sürekli aşağı çevirmelidir yoksa dünyadan uzaklaşır, irtifa kazanır. Jiroskobun bu duruma tepkisi ise sürekli geriye doğru eğilmesi olacaktır. Aynı şekilde bu jiroskobun gün içerisinde dünyanın dönüşünden dolayı sürekli, gösterdiği noktanın değişmesi lazımdır. Birinci yani en basit deneyi Antartika antlaşmasından dolayı yapmak mümkün değildir. İkinci deneyi ise sürekli çalışan bir jiroskobu gözlemleyip hareket etmediğine şahit olarak dünyanın düz olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Bu gün burada olmamın sebebi ise bu deneydir. Jiroskobun çalışma prensibinde yerçekiminden etkilenmediği söylenir ancak salınım kuvvetinin aksi kuvveti olarak da yine yerçekimi gösterilir.

Peki yerçekimi nedir?

Kafamın iyice karıştığı an, yerçekiminin kütlesel çekimden kaynaklanmadığı kısaca yoğunluktan kaynaklandığını söylediği kısımdı. Yoğun olan madde aşağıya iner, yerçekimi yoktur. Bunu nasıl kabul edebilirdim ki? Ama bir yandan da, dünya yukarıya fırlayan bir disk ibaresinden çok daha mantıklıydı. Üzerine azıcık düşününce, zaten kütlesel çekime neden olan şey neydi ki? Manyetizma mı? Yer çekimi neden vardı ki? Her atomun manyetik bir kuvveti vardır ve bu kuvvet sürekli maddeleri birbirine çekme eğilimindedir. Kütle ne kadar büyük ise uyguladığı çekim kuvveti o denli büyüktür. Yoğun maddelere daha fazla hafif maddelere ise çok daha az bir kuvvet uygular. Pekala, yerçekiminin dünyanın büyüklüğü ile alakalı olduğunu ve maddeleri çektiğini biliyoruz, ancak bu düz dünyada da çalışabilir. İsminin yer çekimi olması, kütlesel çekimden kaynaklanıyor ve etki ettiği şey gene yoğunluğa göre değişiyor ise kısaca yoğun olan şey düşer diyebiliriz. Yerçekimi yoktur derken aslında kütlesel çekim yoktur'u kastettiğini anlamıştım ve bu mantıklı gelmişti. Kütlesel çekimin var olduğunu nasıl ispat edebilirdik ki? Yerçekimi ile aynı şey değil, yer çekimi neticesinde oluşan bir kuvvetti, öyle öğrenmiştik. İki maddenin birbirine kütlesel çekim kuvvetinin uyguladığını gözlemlemek için asırlar boyunca o maddeyi mikroskobik ortamda izleyecek değiliz. Kısacası bunu kabul edip inanalım mı? İnanmak mı? Bilim ne zamandan beridir birşeyin var olduğunu söyleyip buna inan demeye başladı ki? Karanlık madde, anti madde, anti kütle, karanlık enerji, bütün bunları adım gibi bildiğimi ve hiç görmemiş olmama rağmen inandığımı fark ettim. O halde benim için yerçekimi de bu listeye girebilirdi.

Yazımın burdan sonrası size biraz uçuk gelebilir ancak, illumunati bir komedi unsuru olmadan önce, tüm o manüplasyonlardan önce benim çok araştırdığım bir topluluktu. Gerçek olup olmadığına inanmak size kalmış, ancak "The Arrivals" yani gelenler dizisini izlediysen neden bahsettiğimi çok iyi biliyorsun demektir. Düz dünyadan önce insanlar illumunatiye güldüler. Var olduğunu düşünenler ile dalga geçildi ve gözlerinin önündeki şey bir komedi filmine dönüştü. Şu anda düz dünyaya olan şey de budur. Eskiden illumunati denildiğinde akla gelen, insanları tek bir çatı altında yönetmeyi amaçlayan masonik bir örgüt iken şimdi sadece üçgen ve göz gibi komik bir resim akla geliyor. Amaçları bilinmiyor çünkü araştırmak artık zaman kaybı yada bir espiriyi açıklamak gibi sevimsiz bir durum. Ancak yuvarlak dünya ile inanç bazında çok yakın bir ilişkileri vardır. Neden insanlara dünyanın şekli ile ilgili yalan söylesinler sorusunun cevabı. Ben bu soruyu hiç sormadım çünkü tahmin edebiliyordum. Beni, kendi inançları doğrultusunda yönetmeleri için benim bir şeye inanmıyor olmam gerekir, aksi taktirde onun inancını kabul edemem. Dünyanın düz olduğunu bir akvaryum gibi içinde mükkemmel sistemlerle çalışan bir saat olduğunu gördüğümde, böyle birşeyin Bigbang ile yada tamamen raslantı sonucu oluştuğuna inanmamı bekleyemezler. Kısacası eğer uzayda çok küçük ve değersiz bir kaya parçasının üzerinde Bigbang denilen patlama sonucu nereye gittiği belli olmayan bir sistemin içerisinde olursam, o kozmik çorbada bir şekilde raslantı sonucu oluştuğumu ve yıllar süren evrim ile zekasını geliştiren bir hayvan olduğumu düşünürsem o zaman bir inanca ihtiyacım kalmaz. Ve bu durumda bana ne söylersen inanabilirim. İnanç durumunda ise gözlemlenemeyen var olduğunu düşündüğün bir unsur bir başkasının gözünden safsata olarak düşünülebilir, ancak onun var olmadığını ispat edemez. Nasıl ki bana, uçan tek boynuzlu atların var olmadığını ispat edemeyeceğiniz gibi. Henüz görmemiş olmamız yada sadece belirli koşullarda görülebiliyor olması onun var olmadığı yada henüz olmadığı anlamına gelmeyecektir. Kısacası doğuştan kör olan birisi için renkler bir hayal ürünüdür. Bizden birşeylere inanmamızı istiyorlar ancak bunların var olmadığını ispat etmek mümkün değil.

Herşeyden sonra kendimi kesinlikle düz dünyaya inanır halde bulmadım. Ancak yuvarlak olandan ve raslantılardan çok daha mantıklı geliyor. Babamın bana söylediği birşey vardı. Cahil bilir, alim sorar. O gün cahilin ne demek olduğunu bilmiyordum. Bana göre cahil kimse bilmeyen kimse demek değildir, birşeye körü körüne inanan yada duyduğunu, bu kesin yalandır-yanlıştır diyip dinlemeyendir. Bundan sonra hayatınızda olacak şeyler de sizin seçimlerinizdir, onlar raslantı değildir, hiçbir şey boşa değildir. Kalın sağlıcakla.

Bu arada alakasız ama patates kızartmasına bayılırım.

Erkut Tektaş
 
Beğeniler: admin