Forum'a Hoşgeldiniz
Forumumuz; Düz Dünya ve Chemtrails savunucuları için kurulmuştur. Bu kapsam da kanıtlar, belgeler ve fikirler paylaşılmaktadır.
Kayıt Ol Forum Rehberi

Eratosthenes Masalı

Sezgin YILDIRIM

Bay
Moderatör
28 Şub 2018
157
13
26
Bursa
#1
Sivri dilini ve tarzını çok sevdiğim, grubumuzun da üyesi olmasından gurur duyduğum sevgili Shahzwar Bugti'nin Eratosthenes masalı ile ilgili yaptığı bir paylaşımı sizin için çevirdim. Bu paylaşıma ek olarak Dr. Zack tarafından yapılan deney ile ilgili videoyu da izleyerek Eratoshenes efsanesini sonsuza dek mezara gömebilirsiniz.

''60 yıl önce Uzaya uydularımızı fırlattık ve bu bizim Dünya'nın tam çevresini belirlememize yardımcı oldu: 40,030 km. Ama 2000 yıl önce, Antik Yunan'da bir adam yere çubuk saplayarak neredeyse aynı sonucu buldu.

Bu Yunanın adı Eratosthenes idi, bir matematikçiydi ve İskenderiye kütüphanesinin başkanıydı. Dünyanın çevresini sadece çubuk ve kendi beynini kullanarak ölçtü ve Dünyanın düz değil ama bir küre olduğunu ispatladı.

Bu, bize öğretilen masal... Yıllar boyunca Düz Dünya gerçeğinde bir delik açtığını düşünerek bu masalı tekrarlayıp paylaşan sayısız insan gördüm. Bugün size bu hikayenin ne kadar saçma olduğunu ve ne söylediklerini düşünmeden ya da ne dediklerinin farkında olmadan bu hikayeyi tekrarlayan papağanların ne kadar aptal olduklarını göstereceğim.

Başlayalım o zaman...

Görüyorsunuz, ''zeki'' insanlar Dünyanın küre olduğunu her zaman biliyordu. Pisagor, yaklaşık olarak MÖ 500 yılında gemiler ufukta kaybolduğu için Dünyanın küre olduğunu varsaymıştı. 200 yıl sonra (MÖ 340 civarında) Aristoteles bir takım şeyler iddia etti, öyle şeyler ki ancak 2000 yıl sonra teorileştirilmeye başlandı (Dünyanın bileşen parçalarının merkeze doğru düşmesinin yuvarlak bir forma sokmaya baskı yapması gibi).

Aristarchus ya da Anaxagoras gibi başka bazı adamlar da vardı, bunlar da insan zihninin anlayamadığı bir sürü şey iddia ediyordu. Şimdi, muhtemelen o zamanlar yaşayan diğer antiklerin çoğundan daha zekiydiler. Ancak sorun şu ki, bu adamların iddialarının çoğunu destekleyen herhangi bir yazılı belge yok. Ancak bu, bu iddiaları yapmadıklarını göstermez.

(Bütün bu adamların gerçekten yaşadığını, uydurma karakterler olmadıklarını varsayarak...)

Eratosthenes aldatmacasıyla başlamadan önce, kendinizi 2,500 yıl önce antik dünyada hayal etmeye çalışın. Hayatınızın merkezinde hayatta kalmak olurdu. O zamanlardaki Dünya, farklı kabileler, klanlar, şehirler ve uluslar arasında süren sürekli bir savaş halindeydi.

Açlık günlük bir realiteydi. Bir hayvana yem olmak ya da hayvan tarafından öldürülmek de günlük realiteydi. Hastalıklar yaygındı. Tek kelimeyle tüm hayatınız karnınızı doyurmak ve öldürülmekten korunmak üzerine kurulu olurdu. O dönemlerdeki insanların çoğu köleydi. Ortalama insan ömrü 28'di. Eğer yeterince şanslıysanız savaş alanında karşı tarafın mızraklarıyla öldürülmeden önce belki seks yapmış olabilirdiniz. (Ve insanların bilgi edinebilmesi için bir 'kütüphane' vardı? Harika hikaye!)

(Sistemin bize tarih, antik dönemler, geçmişteki insanlar ve onların yaşamlarıyla ilgili anlattığı şey bu... Hepsinin doğru olduğunu varsayalım ve devam edelim...)

Hadi bu bahsettiğim adamların gayet zeki olduğunu, öldürülmekten, açlıktan, kölelikten ya da her neyse onun bir parçası olmaktan kaçınabildiklerini ve bütün hayatlarını Dünyayı nasıl daha iyi bir yer yapabileceklerini düşünerek geçirdiklerini varsayalım.

Bu Eratosthenes denilen adam MÖ 276-195/194 yılları arasında yaşamış. Ortalama yaşam süresinin 28 yıl olduğu bir dönemde 80 yıl yaşamayı başarabilmiş! Aferin O'na... Neyse, basitçe bu adam zaten Dünyanın küre olduğunu biliyordu ve çevresini ölçmek istedi. Bugüne dek bu deneyle ilgili olarak Eratosthenes tarafından yazılmış hiçbir belge bulunamadı. Sadece bundan bahseden belgeler var.

Eratoshenes 30 yaşındaken Mısır İskenderiye'ye taşındı ve hayatının geri kalanını orada geçirdi. Eratosthenes'in bu 'deneyi' nasıl yaptığını hepimiz biliyoruz. Syene'de Yaz Gündönümünde öğle vaktindeyken dibinde hiçbir gölgenin bulunmadığı bir kuyu olduğunu biliyordu. O nedenle, aynı yaz gündönümünde İskenderiye'deki bir direğin (bazıları kule olduğunu söylüyor) gölgesini ölçmek istedi.

Öncelikle, Syene'deki kuyunun dibinde öğle vakti hiçbir gölge olmadığını bildiği 'gerçeğiyle' başlayalım. Basitçe, Dünyayı nasıl daha iyi bir yer yapabileceğini düşünmekten sıkılıp, aylar boyunca kuyunun dibininin ne kadarının gölgede kalacağını gözlemlemeye karar vermiş. Ya da belki de köleliğine mola vermiş bir köle aylar boyunca kuyuya bakıp Eratoshenes'e söylemiştir. Ya da belki de ölmekten mola vermiş asker!

Eratosthenes'in Dünyanın çevresini hesaplayabilmesi içini hatta Dünyanın küre olduğunu varsayabilmesi için dahi, Güneşin büyüklüğünü ve Güneş ve Dünya arasındaki mesafeyi bilmesi ZORUNLUDUR. Ve söylediğime üzgünüm ama bunu hiçkimse bilmiyordu. Hatta bugün bile kimse bilmiyor. Öncelikle, Güneşin Dünyadan büyük olduğunu varsaymak zorundaydı. Ne kadar hayalperest olursa olsun, ondan önce birileri varsaymış olursa olsun çünkü o başkası yanılmış olabilirdi, bunu düşünmesi için hiçbir neden yoktu. Bilim, bildiklerinin yanlış olduğunu varsayma temeline dayanır.

(Tekrar düşünün, bugün dahi neden herkes Güneşin Dünyadan daha büyük olduğunu varsayıyor? Gökyüzünde Güneş'e baktığımızda, uzak bir devasa Güneşin görsel ya da deneysel bir kanıtını bulamıyoruz. Güneşle ilgili gördüğümüz, hissetiğimiz, gözlemdiğimiz hiçbir şey bize Güneşin Dünyadan daha büyük olduğuyla ilgili bir ipucu vermiyor. Güneş ışınları ve ısısı dahi lokalize görünüyor. Direkt gözlem bize birşey söylüyorken tersini varsaymak için kesinlikle hiçbir neden yoktur. Günümüzde birçok insanın milyonlarca mil uzaklıktaki devasa ateş topuna inanmalarının tek nedeni NASA ve onun sahte uzay resimleri, çizgi filmleri ve CGI görüntüleridir. Bunun dışında bu şekilde düşünmek için hiçbir neden yoktur. İnsanların çoğunun ''inandığı'' şey kişisel deneyime değil, onun yerine başka birinin onlara söylediği şeye dayanmaktadır. Hiçbir zaman kendilerinin dahi döğrulayıp ispatlayamayacakları bir 'inanctan' alınan şeylere... Şimdi, Bay Eratosthenes'in neden böyle birşeyi varsaydığını merak ediyorum. Ve biliyorsunuz, Dünyanın mükemmel küre olduğunu ve Güneş ışınlarının Dünyaya paralel geldiğini varsaydı. Şaşırtıcı, değil mi?)

Üçüncü olarak, İskenderiye'deki direk ya da kule ile Syene'deki kuyunun düz bir hat olarak arasındaki mesafeyi bilmesi gerekiyordu. (Karar verin küre kafalılar kule mi, direk mi? Ya da belki de çubuktur) O zamanlarda mesafeleri ölçmek saatler, günler, haftalar ya da aylar hatta bazı durumlarda yıllar sürüyordu. Kule/direk/çubuk ve kuyu arasındaki mesafenin 5000 stadia olduğunu biliyordu (nasıl biliyordu?!!) O zamanlarda stadia 100 metre ile 400 metre arasında değişen 4 ölçüden oluşuyordu.

O dönemde İskenderiye ve Syene arasındaki mesafeyi düz bir hat üzerinde kim ölçtü? Mantıklı cevap şudur: HİÇKİMSE ölçmedi. Deneyin! 10 mil boyunca pusulanız dahi olmadan 10 mil düz bir çizgide ilerlemeyi deneyin. Her 100 metrede durup mümkün olduğunca düz olduğunu kontrol etmeniz gereken bir sürü ip ve çubuğa ihityacınız olacak. Yavaşça mümkün olduğunca düz şekilde 100 metre yürüyüp sonra durup yere lanet olası bir çubuk saplayın. Bu beş dakikanızı alacaktır. 10 mil=52,800 feet. Bu basitçe her 5 dakikada bir olmak üzere 528 çubuk demektir. En az 44 saate ihtiyacınız var. Hadi hızlı olduğunuzu ve her çubuğu 3 dakikada sapladığınızı düşünelim. Hala 26 saate ihtiyacınız var.
Bunu 500 mil boyunca yapın. EN AZ 50 kez daha fazla zaman alacaktır. Her 10 mil için 30 saat alacağını düşünürsek 1500 saat anlamına gelir. Bu eğer hiç durmadan ilerlesiniz yaklaşık 62 gün demektir. Her gün 12 saat ilerleyip 12 saatte de dinlenip, uyuduğunuzu düşünürsek 124 günden bahsediyoruz demektir.

Şimdi, bu 124 günü ÇÖLDE TEK BAŞINA geçirin, çünkü lanet olası efsaneye göre Eratoshenes lanet olası bir adamdan (arkadaşı ya da her kimse) İskenderiye ve Syene arasındaki mesafeyi ölçmesini istemişti. (Ve bu arkadaşının cep telefonu ya da internet ya da bir şekil anında iletişim aracına sahip olması lazım değil mi?!) Denkleme kendi kabilesinden olmayan herkesi öldüren kabileleri ve yol boyunca sizi öldürmek isteyecek hırsızları, katilleri de ekleyin.

O dönemlerde 500 mil mesafeyi düz bir hat olarak düşman kabilelerle, hırsızlar ve katillerle dolu çölün ortasında ölçmek için lanet olası bir orduya, 500 mil uzunluğunda halata ve en az 5000 çubuğa ihtiyacınız vardı! Sırf halat ve çubuklar için 20 tane at arabasına ihtiyacınız olurdu. Hatta ordunuz olsa bile, Güneye giderken Firavun'un yol üzerindeki bütün düşmalarıyla barış yapmış olması gerekirdi. Firavun'un Güneydeki düşmanlara elçi gönderip 'Güneye ordu gönderiyorum ama sizi işgal etmeyeceğim. Ordu Syene'de duracak ve sonra geri dönecek çünkü bir kütüphaneci Dünyanın çevresini ölçmek istiyor' dediğini düşünsenize! Güldürmeyin beni!

Bütün bir Eratoshenes deneyinin bir masaldan ibaret olduğunu, zayıf zihinler için tasarlanmış bir aldatmaca olduğunu görmeye başlıyor musunuz?

Firavun kendisine bir ordu vermiş olsa ve hatta ordunun lanet olası kule/direk/çubuk ve kuyu arasındaki mesafeyi ölçtüğünü varsaysak dahi Eratoshenes Güneşin büyüklüğünü ve mesafesini bilmiyordu. Güneşin ebatlarını ve Dünyaya olan mesafesini bilmeden Güneş ışınlarının paralel geldiğini varsayamazdı. Ayrıca atmosferin devasa bir konveks lens olduğunu, Güneş ışınlarını yaklaştırdığını ve paralel olmayan yaptığını bilmiyordu.

Bilmediği çok şey vardı ve bu deneyin gerçekten yapıldığını varsaysak bile ölçümler tamamıyla yanlıştı. Ama bugün okullarda bize hala bu öğretiliyor. Bize bunun gerçek bir deney olduğu en az 2000 yıl önce yaşamış bir adam kadar zekiysen ve bir geri zekalı olarak sayılmak istemiyorsan bunu kabul etmen gerektiği söyleniyor.

İşte küre kafalıların bu TEORİSİ, milattan önceden bir adamın saçma deneyine dayanıyor.

Eğitim sistemi bizi aptallaştırırken aynı zamanda da lanet olası dahiler olduğumuza inanmamıza neden oluyor. Bu Eratoshenes aldatmacası bunun bir parçasıdır. Demem o ki, eğer 2000 yıl önce yaşamış bir adamdan daha aptal sayılmak istemiyorsan, O'nun Dünyanın çevresini ölçtüğü 'GERÇEĞİNİ' sorgulamayı dahi düşünme!

Küre kafalıların, Düz dünyacılar onlara geçmiş kültürler ve uygarlıkların Düz Dünya Kozmolojisinden kanıtlar gösterdiği zaman ''hiçbir şey bilmeyen bu cahil antiklere ve orman adamlarına inanıyorsunuz!'' diye dalga geçip de kendi aptal ve temelsiz iddialarına temel inşa etmek için antik zamanlardan sahte isimler ve sahte hikayeleri kullanıp kitleler üzerine bir yalanı empoze etmeleri ne kadar ironik! Küre kafalılar karar veremiyorlar. Onlara uyduğu zaman antikler hiçbir şey bilmeyen cahil adamlar... ve istedikleri zaman da antikler bir anda şimdiye kadar var olan en zeki adamlar oluyorlar. Harika, değil mi!...''

Shahzwar Bugti

View: https://youtu.be/_zjc60I4ysc


LightArroundtheMoon